Sürgün Dergisi'ne destek olmak ister misin?

Evet

Sürgün Dergisi Logo

Yiten Düş

 

“Yapraklarımda yürüyen serin özsuyu duyumsuyorum. Kendi yeşilliğimi algılıyorum. Benden ona geçmesi gereken bir şifa olduğunu düşünüyorum.”

Ayşe Şasa

Yaprağın zihnimde bir anlamı yoktu. Yazımın besmelesi olacak epigrafı bile daha bulamamıştım. 1 Şubat’ta Ayşe Şasa’nın doğum günü olması sebebiyle, onun hayatını konu edinen diziyi izlerken bana yazıyı yazdırabilecek bir yaprak görseli bulmalıyım diye içimden geçirdim. Delilik Ülkesinden Notlar’ı tekrar elime aldığımda rastgele bir sayfa açtım. Niyetim Ayşe Şasa’dan bana yardımcı olabilecek bir söz duymaktı. Kitap iç sesimi duymuş olmalı, karşıma soruları cevapsız bırakan bir yaprağın fotoğrafını çıkardı. O an anladım ki vaktinden sonra teslim edilen yazıların ilhamı aslında tam zamanında geliyormuş. Bu yüzden bu yazıyı hayatımda yer edinmiş bir hastaya, Bahariye’ye ilk gelişimde bir eşiğe kadar bana eşlik edip kendi sürgünümle tanışırken beni yalnız bırakmayan birine hakkını teslim etmek için yazmalıyım. Çünkü ben de yapraklarımda yürüyen serin öz suyu duyumsuyorum ve bu kelimelerden ona geçmesi gereken bir şifa olduğunu düşünüyorum.

Hayatta çoğunlukla içimizdeki boşluğu doldurmak için karakterler yaratırız. Onları sahip oldukları gerçeklikte algılamaktan ziyade görmek istediğimiz hayali bir kisveye büründürmek istediğimizden, yalnızlıkla başa çıkma girişimi olarak tutunduğumuz bu insanların bizi aslında tüketmeye çalıştığının farkında olmayız. Hâlbuki en aklı başında olanımızın bile yanılmasına sebep olan bu marazi hâl, son derece insanidir. Herkesin biraz da olsa eksikliğini örtbas etmek için savrulma hakkı vardır. İnsan, kendi hakikatiyle yüzleşmek ve yaralarının çürütmeye çalıştığı yerleri onarmak için haddini aşmaya bir nebze de olsa ihtiyaç duyar ama tek başınalığın yarattığı karanlıkla beslediklerimiz, bir dayanak olmaktansa kişiye esaretin sunduğu bir hayal vadediyorsa o zaman onlardan vazgeçmemiz gerekir.

Vazgeçmek, asla vefasızlık değildir. Asıl ihanet, kendi ışığını söndürmek isteyen karakterleri susturmak için savaşmayı göze almayıp kişinin kendi sesine yabancılaşmasıdır. Sahte ve içsel çıkarlara dayalı bir dostlukta samimiyet aramaktansa yalnızlığımızla yürümeye katlanabilmeliyiz oysa. Neden birbirimizin yiten düşleri olalım ki?

Belki de bütün bunları anlamak için zamana ihtiyaç vardır ama eminim ki gün gelecek, daldan bir yaprak düşecek. Oradan oraya savrulup gelerek önüne çıkmasındaki hikmeti sorgulayacaksın. Tutunacak bir dala muhtaç olmadığını, özgürleşmek için bazen savrulmak gerektiğini anlayacaksın. Yaprakların müntehirler gibi kaldırımlara dökülen son yaş olmadığını, aksine her düşüşün yepyeni bir dönüşümü karşıladığını gösterecek kelimeler sana. Bir hiç uğruna yok olup gitmeyi hak edecek şekilde yaratılmadığını hatırlayacaksın. İşte o zaman bir duanın kabul oluşuna şahit olmuşsun demektir. 

 

Sayı: Sayı 17

Kategori: Deneme

Yazar: Edanur Kaya