Sürgün Dergisi'ne destek olmak ister misin?

Evet

Sürgün Dergisi Logo

Yanılsamadan Yansıyan

Yaşlı adam ateşin kenarında çayını yudumlarken en küçük torunu yanına geldi. Gecenin bu saatleri hikâyelere ayrılırdı; ikisi de bu bilinçle yerlerini aldılar. Adam, küçük çocuğu dizine oturttu ve ahşap boncukların yer aldığı uzunca bir ipi verdi eline. Boncukların birbirine değmesiyle hikâye de başladı anlatılmaya.

İçi ve dışı aynalarla kaplanmış kutu, tek seferde bir kişinin geçebileceği genişlikteki merdivenlerle ulaşılan, yerin beş kat altında bir odada saklanıyordu. Bu odaya tek kişi girip, tek kişi çıkabilir. Ama giren kişinin yanında bazı şeyler de getirdiği olmuştur. Odanın içinde, ayna kaplı kutu dışında bir şey bulunmaz, getirdiğin şeyleri kutuya koyarsın, kapağını kapatıp açtıktan sonra koyduğun şeyleri alırsın. Çıkan, giren ile hemen hemen aynıdır en azından ilk bakışta; ama biraz incelersen, kitaplar tersten başlar, gölgeleri güneşe döner ve kalpleri sağa kayar. Yansıtılırlar ya da değiştirilirler, aynada olan buraya geçer…

Bir gün kutuya koymak için bir kuş getirmişler. Taşıyıcı merdivenlerden ilerlerken kuş şimdiye kadar duymadığı güzellikte şarkılarla eşlik etmiş adama. Kutuya ulaştıklarında adamın içini korku sarmış, yansıtılan sadece bedeni olmazsa ve kuş sesini kaybederse diye. Dikkatsizlikle kafesi açıp kuşu alacakken kaçıvermiş kuşcağız. Onu yakalamaya çalışırken ayağı kayan adam, birden kutunun içinde bulmuş kendini, sonrasında sertçe kapanan bir kapı sesi duyulmuş merdivenlerden yukarıya yayılan.

Bu sözleri söylerken son tahta boncuklar çarptı birbirine.
“Hikâyemiz bitti,” dedi adam, torununun elinden ipi alırken.
“Adama ne oldu peki?”
“Bilmiyorum… Kuşun, kutunun kapısını açıp açmamasına bağlı; belki hâlâ aynalarda dolaşıyordur adam…”

Sayı: Sayı 13

Kategori: Kuş Günceleri

Yazar: Hanne Nur Özden