Sürgün Dergisi'ne destek olmak ister misin?

Evet

Sürgün Dergisi Logo

Tek Hecelik Saray

Koptu lisanın dikiş yerleri

Sükût, artık tek istikamet

Eğri harflerin panayırında,

Tecrit edilmiş bir çizgiyim şimdi.

 

​Ne sağa yaslandım ne sola büküldü boynum,

Cümleler henüz uyanmamışken kendi beşiğinde.

İlk bakışın iziyle düştü o mukaddes katre;

Doğruldum, başladım ve sustu hicran.

 

​Yalnızlığın o en dikey ufkundayım,

Sert bir rüzgâr bekliyor göğsümdeki hat.

Usulca bükülürken bu mağrur kırılma,

Uzanıyor ezelî bir yakınlığın kollarına.

 

Sert bir köşeydi zaman, usulca yuvarlandı derinde,

Yalnız duran çizgi, kendine bir iklim arıyor şimdi.

Kavis aldıkça genişleyen bu sükût hırkası,

İki canın arasındaki o gizli heceye büründü.

 

Sardı dünyayı o iki nefes arasındaki yakınlık,

Yakınlık ki büzüldü usulca bir hokka ağzında.

Genişleyen o bağ, şimdi kendi dairesini arıyor,

Kendi kuyruğunu öpen o gizemli sükûtta nihayete erdi ses.

 

Sesin bittiği o uçurumda daralıyor vakit,

Kapanan iki kıyı gibi mühürlenirken dudak.

Artık o kocaman dünya küçücük bir halka;

Kendi koyunda duruluyor o son karar.

 

​Ne bir sızı sızar artık bu muhkem surdan,

Kilitlendi kapıları o tek hecelik sarayın.

Zamanı bir hokka gibi içine gömen o mühür,

Ebedî bir ketm ile dondurdu her çizgiyi.

 

Bir kıyam asâsıyla başlayıp menzile büküldü o hat,

Katre katre döküldüğü o hicran dairesinde durdu.

Tecrit bitti, her sır kendi aynasına büründü;

Meçhul; o mühürden kalbe sızan son fısıltı…

 

Sayı: Sayı 19

Kategori: Şiir

Yazar: Ümmü Gülsüm Temelli