Sürgün Dergisi'ne destek olmak ister misin?

Evet

Sürgün Dergisi Logo

Tefekkür Eden Dikkat

“Eylemsizliğin kendi mantığı, kendi dili, kendi zamansallığı, kendi mimarisi, kendi görkemi hatta kendi büyüsü vardır.” der Byung Chul Han. Bugün bu büyüyü kaybettik. Bu mimarinin inşa ettiği medeniyetten kat be kat uzağız. Gizemsiz, mahremiyetsiz ve zamansız yaşıyoruz. Yaşamın sırrı kayıyor ellerimizden. Yapmak ve göstermek arasında mekik dokuyoruz. Var olma bilinci performans lincine dönüştü. Yaptıklarımızın kıymeti onu ne kadar sergilediğimizle ölçülür oldu. Yaptığımız faaliyetleri story’ye eklemediğimizde, buluşmalardan selfie’ler atmadığımızda hatta okuduğumuz kitabı pinterestvari paylaşmadığımızda asosyal, sıkıcı bazen de kültürsüz yaftası yiyoruz. Böylece daha çok görünür olmak istiyoruz; bu arzunun bizi ne kadar yıprattığını fark etmeden. Sonunda birer performans öznesi olup çıkıyoruz. Görünür olmak başlı başına bir eylem oluveriyor; tüm eylemleri uğruna rehin verdiğimiz. 

Eylemsizlik alemine ve zenginliğine erişimimiz yok artık. Yalnızca durup seyretmenin hatta gözleri kapamanın o içe dönen güzelliğinden mahrumuz. Yaşamın hakiki veçhelerine dokunmaktan hatta o veçhenin estetize edilmiş replikasından bile mahrumuz. Yapay olan hiç bu kadar bayağılaşmamıştı çünkü. Hakikate, estetiğe ve onların matuf olduğu sırra vakıf olmak şöyle dursun, talibi dahi değiliz. Yalnızca tefekkür eden dikkatin erişebildiği bu sır “kün”de düğümleniyor; var olmanın hikmetinde. Olmak’tan sonra peşimize hep bir eylemek takılmış. Oysa insan, olmanın hikmetini anlamak için durmanın zamansızlığına akmalı önce. Eylemsizliğin dilini çözmeli, mantığını kavramalı. Zira bizi insan yapan şeydir eylemsizlik. Boş bir dinlence, vakit kaybı, hele tembellik hiç değildir. Fikirlerin tezahür için tomurcuğa durduğu mevsimdir o. Yaşamla ölüm arasında muhatap olacağımız tüm soruların cevabının arandığı andır. Sessizdir, sessizliği sırra içkindir. Merakımız, heyecanımız, korkumuz, ümidimiz neye dairse onun sırrını taşır: kendi sırrımızı. 

Var olmanın güzelliği neşvünema bulur sırda. Büyür, gelişir ve açığa çıkmak ister o kişi nezdinde. Dikkati celbetmek ister. Tefekkür eden dikkatin muhatabı olmak ister. O sırra tefekkür eden dikkatle eğilmediğimizde kendine keçi yolu bulur ve o tehlikeli yolun dipsiz uçurumlarıyla göz göze gelir. Ya uçurumların cezbedici rengiyle gönüllü performans öznesi olur ya da derin boşluğun baş döndürücü rüzgârıyla savrulur. Her hâlde yolun ayartıcı gücü, dikkatsiz yolcuya galebe çalar. Nihayetinde dikkat etmek, dikkate tefekkür ettirmek, insan olmanın ve hakiki bir hayat sürmenin yegâne şartı olarak son noktayı koyar.

 

Sayı: Sayı 16

Kategori: Deneme

Yazar: Firuze Yiğit Akburakcı