Sürgün Dergisi'ne destek olmak ister misin?

Evet

Sürgün Dergisi Logo

Sır Üzerine

İnsanın kendine itiraf edemediği şey midir sır, yoksa itiraf ettiği hâlde kimseye söyleyemediği mi? Bazen hangisini taşıdığımı bile bilmiyorum. İçimde sessizce dolaşan bir düşünce var; yıllardır benimle birlikte büyüyen, yaşlandıkça sesini değiştiren bir düşünce. Ne saklanmak istiyor ne de ortaya çıkmak. Sadece var olmakla yetiniyor. Bir insanın kendine en yakın olduğu yer neresidir diye düşündüğümde aklıma hep şurası gelir; sırlarını sakladığı yer. Çünkü sır, yüzüne değil, kalbinin arka odasına yazılır. Oraya herkes girmez; çoğu zaman insanın kendisi bile giremez. Kapıyı aralamaya çalışırsın, içeriden hafif bir esinti gelir, ama neyin esintisi olduğunu anlayamazsın. Bazen sırlarımın benden daha dürüst olduğunu düşünüyorum. Kendimi kandırabilirim; duygularımı başka bir yöne çekebilirim; bir olayı başka türlü hatırlayabilirim. Ama içimde tuttuğum o şey neyse hiçbir zaman kendini düzeltmez. Olduğu gibi durur. Bu yüzden insan en çok sırlarından korkar. Bir gün, bir dostum  “Sır insanı ağırlaştırır.” demişti. O zaman “Hayır, sır insanı tamamlar.” diyerek kabul etmemiştim. Şimdi geriye bakınca ikisinin de bir yanıyla doğru olduğunu görüyorum. Sır hem içimizde bir ağırlık bırakıyor hem de o ağırlığın altında nasıl durduğumuzu bize gösteriyor. Kaldıramadığımız sır, bize zayıflığımızı; taşıyabildiğimiz sır, dayanıklılığımızı söylüyor. Bazen yürürken aklıma gelir; kalabalığın arasında, sokakların uğultusunda… İçimde bir kapı hafifçe tıklanır. Açmam için değil; unutmadığımı hatırlamam için. Sır, insanı çağırmaz aslında. Sadece yoklamaya çıkar. “Ben buradayım” demekle yetinir. Kimi sırlar vardır, bir başkasının yükü gibi taşınır. Söylemeye hakkın yoktur, unutmaya gücün yoktur. Onlar daha yaralıdır; çünkü senin değildir ama senin omzundadır. Böyle bir sır insanı hem yorar hem de garip bir sadakate zorlar. Sadakatin kime olduğunu bilmeden: Kendine mi? O kişiye mi? Sessizliğe mi?

Ama en tehlikelisi, insanın kendi kendine bile açıklayamadığı sırdır. Çünkü o sır, anlamını bulmadığı için dolaşır durur. Bir türlü kapanmayan bir hikâye gibi. Ne başkası çözer ne de sen çözmeye cesaret edersin. Zaman geçtikçe o sır bir düşünce olmaktan çıkar; bir gölgeye dönüşür. Yine de sır, her zaman karanlık değildir. İnsan, incinmemek için sakladığı bir iyiliği, yanlış anlaşılmasın diye koruduğu bir duyguyu, şekillenmeye sabırsız bir hayali de saklar. Sır, yalnız kötüyü saklamaz; bazen iyiyi de zamansızlıktan korur.

Ve şimdi biliyorum ki, sırrın ne olduğunu anlatmak zorunda değilim. Zaten sır dediğin şey, anlatılamadığı için sırdır. İnsan en çok kendine benzediği ve en çok kendinden kaçtığı o ince çizgide durur. Sır, işte tam orada vardır. Sessiz, ama gerçek.

Sayı: Sayı 16

Kategori: Deneme

Yazar: Ebru Şahin