Sürgün Dergisi'ne destek olmak ister misin?

Evet

Sürgün Dergisi Logo

Mürekkeple Hasbihâller

Ne kadar iz bırakırsa bıraksın her mürekkep bir gün kurumaya mahkumdur.

 

Mürekkebim kuruyor, ben sır oluyorum

Yaralarıma altından kafes yaptırarak 

Duvarlar örerek şehrin iskeletine 

Merhem aramakla geçen ömrüme bir nişane bırakıyorum

 

Sabah altı treni, yüzlerde belli belirsiz burukluk

Herkes bi çekip gitse ferahlayacak gibi 

Kaçsa gitse buralardan atsa kendini dağlara 

İçindeki yangını söndürecek gibi

Oysa 

Gitmekle varılır mı, derviş? Varmakla bulunur mu?

Çöldeki kumları altına çevirsen

İnsanoğlunun karnı doyurulur mu?

 

Mürekkebim kuruyor

Ben gözyaşımla suluyorum

Bir yol bulmalıydım içimi filizlendirecek 

Varlığıma mana katacak

Mana nedir, derviş? Aramakla bulunur mu?

Bulmakla olunur mu?

 

Şehre zemheri geldi, dün yemyeşil olan yapraklar bugün yerlerde

Geçici olan ne varsa zamanın çeperinde erimekte 

Öyleyse bu yalancı bahar niyedir oyalayıp duruyor ahaliyi

Taslarda biriktirdiğimiz yağmur suları gökyüzüne karışıp gitti.

 

Fakat dünya yine aynı dünya

Ben yine aynı ben

Kaygılarıyla, umutlarıyla ve hatalarıyla

Geçiciyim her ne kadar gölgesinde yaşadığım ağaca bağlansam da

Mürekkebim sen de geçicisin 

Buluştuğun o kâğıda bağlansan da

 

Sayı: Sayı 17

Kategori: Şiir

Yazar: Feyza Şimşir