Sürgün Dergisi'ne destek olmak ister misin?

Evet

Sürgün Dergisi Logo

Mor Salkım*

Pembe patiklerim

henüz ismim dahi konmamışken 

annemin avuçlarında düğümlü

sessiz bir intikal

 

Karanfilli sokak

yokuşunda yarım kalınca 

kapı aralıklarında tam olan sohbetler 

bir evin soluğunun ötekine karıştığı,

mesafenin hatır ile ölçüldüğü

 

Ayşe teyzenin eşiğinde bekleyen

Müezza’nın kucağımda ısıttığı mektep akşamları

aynı tencerede kaynayan günler,

tek avluda çoğalan ömür.

 

Birbirine örülü hayatlar

karanfillere, nergislere dolanmış

mor salkımlar

 

Bir rayiha eksilir içimden,

O hasbihâller çekilir, geriye kalan

bakır tasın serinliği,

dantelin sabra eğilmiş ince dili,

söylenmeden bırakılmış 

anne nasihati

 

Düzgün duvarlar, keskin hatlar;

yerli yerinde duran eşyalar

ne çiçek kokusu 

ne sarmaşıkların örgüsü 

 

Bir fincan yoldaşını arar

kırk yıl hatır bırakmak için 

ses soluk duymak 

lokum tatlılığında muhabbet için…

 

bir örtü serilir eskiden kalma

yanına konulan fincan şimdiden yana

ne biri ötekine galip,

ne diğeri öbüründen eksik

aynanın iki yanı, benliğim

 

bir gün

ellerimde yeniden çoğalırsa vakit

bir çocuk

parmaklarıma tutunursa

ona bırakacağım ;

ne eşya, ne söz;

 

Örmeyi bilen bir kalp,

ve vakti gelince duvarlara değil

gönüllere tutunan mor salkım

 

*Mor Salkım (Wisteria); geleneksel çiçek sembolizminde (floriography) birbirine kenetlenen dallarıyla derin aidiyeti, zamana direnen bağları ve nesiller boyu aktarılan aile hafızasını temsil eder. Türk edebiyatında ise çocuklukla, köklerle ve kadın şefkatiyle kurulan o kopmaz köprünün ana imgelerindendir. (Bkz. Halide Edib Adıvar, Mor Salkımlı Ev, Can Yayınları; Beverly Seaton, The Language of Flowers: A History).

 

Sayı: Sayı 20

Kategori: Bu kategori seçilemez Şiir

Yazar: Ayşe Sena Erdem