Sürgün Dergisi'ne destek olmak ister misin?

Evet

Sürgün Dergisi Logo

Kelimelere Kılık Kıyafet Kanunu

Boş yapma, vibe, cringe, story, post…” gibi kılıksız ifadelerin çoğaldığı bir zamanda kelimelerin nizamı için birtakım kuralların koyulması gerekli görülmüştür. Bu karara istinaden ilgili kanun maddeleri aşağıda yer almaktadır.

Madde 1: “Söylenen her sözün üzerinde, içinden çıktığı kalbin elbisesi vardır.” (Ataullah İskenderi)

Kökeni ne olursa olsun her lafız, insanlığa fayda sağlayacak bir anlamı kuşanarak bütünlük oluşturmak zorundadır. Meteliksiz kelimelerin cümlelerde hiçbir hükmü yoktur. Onlar kendilerine usta bulamamış çıraklar gibidir. Ünsiyet kurdukları bir söyleyiş güzelliğinden yoksun olduklarından özgün bir söylem de üretemezler. 

Mesela Niyâzî-i Mısrî’nin “Ben varlığımı atdum dost varlığına yetdüm” dizesi, Yunus Emre’nin “Dost vaslına ulaşdum gümânum yagmâ olsun.” sözünü hatırlatır. İlk bakışta nazire deyip geçtiğimiz olayda aslında bir nevi Yunus, Mısrî’nin sözüne kendi hırkasını giydirmiştir. Böylelikle hakikatin söylenişi de sürdürülmüş olur.

Bizim de bu ilkeyi düstur edinmemiz durumunda, kalpten bağ kurarak okuduklarımızın emaresi sözlerimizde görülmeye başlar ve ağzımızdan dökülenler deryadaki bir inciyi andırır. Bizleri okuyanlar da aşina oldukları bir esintiyi duymaya başlar. 

Madde 2: “Onlar paltosundan çıkmış/ Yürümek ne bilmeyenin/ Biz Akif’in ceketinden” (Hüseyin Akın)

Ustalara vefayla kat edilen her yolda, bir zenginliği geleceğe taşımış oluruz. Dostoyevski “Hepimiz Gogol’un paltosundan çıktık.” derken biz de ödül parasını almayı kendine yakıştıramayıp Ankara’nın ayazında ceketle gezen bir şairin izini süreriz. Çünkü tevazu sahibi, cömert bir şahsiyetin duruşudur imrendiğimiz. Onun gibi onurlu yaşamadığımız sürece bir milletin sesi olamayacağımızın mahcubiyetini hissederiz. Bu yüzden, paltosuz bir şairi ısıtan yüreğin ateşini biz de kendi içimizde yakmak durumundayız.

Madde 3: Adaletin paltosu mazlumun sırtında olana kadar, donarak uyanmaya mahkûmuz. Bize düşen, güneşi ufka sürüklemektir.

Yeryüzündeki zalimlerin putları kırıldığında tarih yeniden yazılacaksa biz de insanlığın refahı için kuralları baştan koyacağız. Merhamet zırhını giymiş fikirlerle tanzim edeceğiz dünyayı. Huzurlu rüyalar damlatacağız çocukların kan kusan gözlerine. Hakkın davasına şahitlik eden harflerle yardıma koşacağız. Kimsesiz sahillere barışın eşkâlini çizerken kuşlar, Akdeniz’den yükselen umudun bekçisi olacağız.

Bu kanun, sözlerimiz zihinlerdeki ablukayı kırmak için atağa geçtiğinde yürürlüğe girmiştir. İşte o zaman, hiçbir baskı; yeryüzünde barışın hâkim olması için hareket edenlerin iradesinin önüne geçemeyecektir.

Sayı: Sayı 15

Kategori: Deneme

Yazar: Edanur Kaya