Sürgün Dergisi'ne destek olmak ister misin?

Evet

Sürgün Dergisi Logo

İstanbul’daysan

“İstanbul’daysan, birine bakıyorsan bir sebebi vardır.”

​Gülbeyaz’da böyle bir replik vardı. İlk izlediğimden beri aklımda. Vapur güvertelerinde, metro çıkışlarında, alt geçitlerde, Eminönü balıkçılarında dolaşırken de benimleydi hep. Kimsenin kimseyi görmediği otobüs duraklarından birinde yansımama bakıp “ne kadar kalabalık bir görünmezlik” diye geçirmiştim içimden.

​Eyüp yokuşlarında, Beyazıt Meydanı’nda, Süleymaniye’nin mağrur kaldırımlarında, Balat’ın cumbalı evlerinin altında yürürken, İstanbul bir ekmek gibi boğazımda takılı kalmıştı çoğu kez. İstanbul; yalnızlığın şehri. Çünkü yalnızlık, görülmediğimiz yer değildir sadece; görülsek bile bir anlam taşımadığımız yerdir. Kalabalığa ayırt edilemeyecek şekilde ait olmak, her gün aynı telaş korosunda yeni bir yere yetişmeye çalışmak… Milyon kere yalnızlık.

​İnsanları görmek, omuzlarına değmek, göz göze gelmek ama asla tanışmamak onlarla. Her gün yalnızca kendi dünyalarımıza açılan kapılardan geçmek. Başrolünün biz olduğumuz filmleri izlemek, hep kendimizden bahseden romanlar okumak. Aynalarımızda yeni suretler aramak ve bu şehri sadece kendimize ait sanmak.

​Sonra okumak bu şehri… “Bu şehir artık suskunluğa uğramış tekkeleriyle, musluğundan damla damla mazi akıtan çeşmeleriyle yapayalnızdır,” demek. Bu ürpertici yalnızlığın efsununa kapılıp ona razı gelmek yine de. Razı olduğun yerden bakmak dünyaya; ışıltısına, ağaç yapraklarının parıltısına, aplikasyonlarına, balkon sepetlerine, en çok dinlenenler listelerine akşam ezanlarını feda etmeye razı gelmek, yine de sevmek bu şehri…

​Bu surların şehrinde kendinden başka bir dünyaya açılan kapılar bulmak istemek. Kahverengi bir çift gözde tekrar fethetmek istemek bu şehri. İstanbul gibi bir şehirde yürümek kolaydır; koşmak daha da kolay. Yetişmek bir yaşama biçimidir burada. İnsanlardan önce alarm sesleri konuşur; kornalar, trafik ışıkları ve hiç susmayan kaldırımlar… Her şey pek acele yaşanır burada. Bir bakış, bir gözde donmaz kolay kolay. Gözler değer ve hemen kaçırılır. Çünkü İstanbul bir süvari gibi koşar ardından insanın; yakalar.

​Bu şehirde zor olan durabilmektir. Durup birine bakabilmek. İzleyebilmek onu. Kalabalığın içinden seçip kendine özel kılabilmek… Cesaret ister. İstanbul’da kimse kimseye öylesine bakmaz. Adımlarını onun için yavaşlatmaz. Kirpiklerinin kıvrımına varıncaya kadar izlemez onu. Adımlarını adımlarına uydurmaz.

​Bir bakış, hayatı yavaşlatır burada. Yeryüzünün yaşamaya değer tüm yanlarını toplar göz bebeğinde. Göz bebeğinden yeni şehirler inşa ettirir insana; adı İstanbul olur.

​İstanbul’daysan,

Birine bakıyorsan,

Bir sebebi vardır.

Sayı: Sayı 18

Kategori: Deneme

Yazar: Ayşe Şevval Menekşe