Sürgün Dergisi'ne destek olmak ister misin?

Evet

Sürgün Dergisi Logo

Hayat Ağacı Yaprak Döker Mi?

“Ağaçtaki çiçeklere sordum: Siz donda ölen çiçeklerle aynı mısınız yoksa farklı çiçekler misiniz? Çiçekler cevap verdi: …Biz ne aynıyız ne de farklıyız. Koşullar yeterli olduğunda tezahür ederiz ve koşullar yeterli olmadığında gidip saklanırız. İşte bu kadar basit.”∗

Varoluş sırrı köklerinde, ab-ı hayat yürür kollarına, yaşamın o sıcak nefesini üfler hayat ağacı. Yenilenmenin ve şifanın kaynağıdır o. Düşünmenin, düşünceden eyleme geçişin, canlılığın sembolüdür o. Kök saldığı toprağın dokusunu dallarıyla nakşeder göz evrenine. Girift çizgilerin uzandığı gerçekliği büyütür. İnsan, ruhunun görü dünyasına yansımasıdır bir nevi ve bunu açığa çıkarmak için en derine varmalıdır. Çünkü, ancak karanlığa inme cesareti gösterenlerin hayat ağacı tutunur yaşam denen bu özge diyarda. Gövdesi, dalı, çiçeği ve bazen de gölgesiyle var olur yeryüzünde. Bu varoluşa ne kadar dâhilse çiçek açmak, yaprak dökmek de o kadar dâhildir. Varoluş sırrının olmazsa olmazıdır. 

Zen ustası (Budist rahip) Thich Nhat Hanh’ın meselesindeki gibidir insan. Koşullar yeterli olduğunda güneşi içine çeker, yaprağın ağacı beslemesi gibi kendini büyütür geliştirir ve sonra değişim gelir. Dala tutunmanın düşmekten daha yorucu olduğu bir vakit gelir. Değişim toprak kokusuyla, bir güz edasıyla gelir. Artık yaprak, ağaç için toprağa dönmüştür ve zamanı geldiğinde yine ağaç olacaktır. Varoluşun sırrını taşıyan hayat ağacı nasıl döküveriyorsa yaprağını, insan da yenilenmek için öyle teslim eder kendini. Kader çizgisine tefekkür eden dikkatle baktığında koruyabilir özünü. Geçici olanı kader çizgisine bırakıp özün sonsuz katmanlarına açılmak için yapar bunu. Yoksa kendisi de geçiciliğin soluklaşan paletinde boğulur gider. Oysa baharın daha ismi konulmamış renklerine kavuşmak için nice sebebi vardır, nice heyecanı vardır yeşermemiş yaprakların dallarına yürüyen suya dokunmak için.

Öte yandan ne zor gelir insana yaprak dökmek. Tabiatın akışını kendi yaşam seyrimizde görmek, umulmadık bir sekans gibi çarpar gözlerimize. Yorulur gözlerimiz, kaçınır bakmaktan. Yaprağın geçici olana yazgısıyla süzülüşü çok uzun gelir. Mevsim dönmek bilmez, biz beklemek… Oysa var olmanın güzelliği böyle tamamlanır. Acıları, hüzünleri, kaybedişleri ve özünde bizi eylemekten meneden tüm durmakları kabul ederek… Tümünün yeni başlangıçlar için birer durak olduğunu ve hiçbir durağın ikametgâh olmadığını hatırlayarak… Bu noktaların tefekkür yaşamının birleştirici çizgisi olduğunu fark etmek ve bizi takımyıldızına ulaştıracak noktaları birleştirmekten vazgeçmemek… İşte bir yaprak dökümü çalarsa kapımızı bir gün, bunu anımsayalım ve bu okumaların da durmaya içkin olduğunu… 

Ölüm Yok Korku Yok, Thich Nhat Hanh, Okuyan Us yayınları, 2013, s.19.

Sayı: Sayı 17

Kategori: Deneme

Yazar: Firuze Yiğit Akburakcı