Sürgün Dergisi'ne destek olmak ister misin?

Evet

Sürgün Dergisi Logo

Dilsiz Bir Sır

 

Ve gelip durmuştuk o Göğün kapısında 

Sıcak alınlarımızı soğuk yamaçlara vermiştik 

Yamaçlar ürpermişti alınlarımızdan 

Taşlar yuvarlanmıştı o Göğün kapısında 

Duruşumuz titreyişimiz oldu 

İçimizde kirle karışık emeller 

Ki Gök kirli kalpleri severdi

Ansızın ürpertmeyi dik yamaçları 

İçimizde dolanan kan gibi emeller. 

Rüzgâr esen adımları duymayacaktı kimse

Boşuna bakındık, kim bilirdi?

Onun bildiği aşikârken dahi bilmedi kimse

Emellerimizde kırışık sırlar

Birkaç hisse senedinden söz edildi

Varis olma umuduyla kederli avucumuzda. 

Yalancı bir tebessüm 

Aynalara ağlayıp 

Ağır adamlara gülerdik. 

Mirasçı bilmeli ki düstur 

Duru olmaktır çamurdan kalelerde 

Bir eli bağlı ağlayan gelin 

Durudur baş eğdiği toprakta 

Durudur, çünkü bilir mertçe ağlamayı

‘Be hey Tanrı, benim boynum neden eğri ’

Demeyi bilmez 

Onun eğriliğini severiz biz 

Bilgeliğin varisidir 

Bilir kan gibi toprakta serin durmayı 

Yetiştiği çamura adanmışlıktır sırrı. 

Ve biz şad olmayı pekâlâ becerebiliriz 

Süslü bir divanda yan gelip yatmayı  

Sözün başını bilmeden

Pekâlâ geçiririz günleri 

Lakin biz 

Çamurdan şatolarda, duru 

Tertemiz akmayı dileriz 

Ve pekâlâ becerebiliriz 

Kirli emelleri yüreğimizin sularından atmayı 

Âlemleri şahit kılarak sözlerimize 

Emellere mertçe başlamayı 

Ve gelip durmuştuk o Göğün kapısında 

Sıcak alınlarımızı soğuk yamaçlara vermiştik 

Yamaçlar ürpermişti alınlarımızdan 

Oysa kusurluydu bizim hisselerimiz 

Yalandan keder duyduk diye 

Kirli yüreklerimize serinlik vermişti Gök 

Biz Göğü böyle sevdik 

Gök bizi böyle sevdi 

Şimdi onun geri çevirmediği kapıda 

Yalnız onun bildiği sırla

Kendimle yanıyorum 

Ve yamaçlarda ürperiyor alnım 

Gelip dayanıyorum o göğün kapısına 

Sırrımı söylüyorum:

Allah’ım  Allah’ım  Allah’ım… 

 

Sayı: Sayı 16

Kategori: Şiir

Yazar: Sema Nur Asiltürk